Açık Saatler: Pazartesi - Cumartesi: 10.00 - 19.00
Sorularınız İçin Arayınız +90 531 517 51 51
Sedef hastalığı, tıbbi adıyla psoriasis, deride kızarıklık, kalınlaşma, pullanma ve bazen kaşıntı ile seyreden kronik bir dermatolojik hastalıktır. En sık dirsek, diz, saçlı deri, bel bölgesi, el ve ayaklar gibi alanlarda görülür; ancak vücudun farklı bölgelerini de etkileyebilir.
Ankara’da sedef hastalığı tedavisi arayan hastalarda ilk adım, hastalığın tipini, yaygınlığını ve eşlik eden bulguları doğru değerlendirmektir. Çünkü sedef yalnızca deride görülen pullanmalı plaklardan ibaret değildir. Bazı hastalarda tırnak tutulumu, saçlı deri tutulumu veya eklem şikâyetleri de bulunabilir. Deri yine “ben tek başıma değilim” diye bütün sistemi toplantıya çağırıyor.
Sedef hastalığı, bağışıklık sistemiyle ilişkili, kronik ve tekrarlayıcı seyir gösterebilen inflamatuvar bir deri hastalığıdır. Deri hücrelerinin yenilenme süreci hızlanır ve bu durum cilt yüzeyinde kalın, kırmızı, pullu plakların oluşmasına neden olabilir.
Sedef bulaşıcı değildir. Hastaya dokunmakla, aynı havluyu kullanmakla veya aynı ortamda bulunmakla sedef geçmez. Bu bilgi çok önemlidir; çünkü sedef hastaları ne yazık ki bazen hastalıktan çok çevrenin bilgisizliğinden yorulur. İnsanların bilmediği şeyden korkması eski bir gelenek, ama artık biraz gelişsek iyi olur.
Sedef hastalığında en sık görülen belirti, üzerinde beyaz-gümüş renkli pullanma bulunan kızarık ve kalın plaklardır. Bu plaklar bazen kaşıntılı olabilir, bazen çatlayabilir veya kanayabilir. Saçlı deride kepeklenme benzeri kalın pullanma, tırnaklarda çukurlaşma, kalınlaşma veya renk değişikliği de görülebilir.
Bazı hastalarda eklem ağrısı, sabah tutukluğu, parmaklarda şişlik veya bel ağrısı gibi bulgular eşlik edebilir. Bu durumda psoriatik artrit açısından değerlendirme gerekebilir. Yani sedef sadece “deride birkaç plak” meselesi değildir; bazen eklemler de sessizce dosyaya girer.
Sedef hastalığının gelişiminde genetik yatkınlık, bağışıklık sistemi yanıtı ve çevresel tetikleyiciler birlikte rol oynar. Stres, enfeksiyonlar, bazı ilaçlar, deri travmaları, sigara, alkol, obezite ve hormonal değişiklikler hastalığı tetikleyebilir veya alevlendirebilir.
Sedef hastalığında deri travması sonrası yeni lezyonların ortaya çıkmasına Köbner fenomeni denir. Çizik, kesik, yanık, cerrahi işlem veya tahriş sonrası o bölgede sedef plağı gelişebilir. Cilt bazen küçük travmaları bile drama çevirebiliyor; pek olgun davranmıyor ama biyoloji böyle.
Sedef hastalığı bulaşıcı değildir. Bu hastalık mikrop, mantar veya parazit kaynaklı değildir. Bu nedenle temasla başka kişilere geçmez. Sedefli hastaların sosyal yaşamdan uzaklaşması veya hastalık nedeniyle utanması gerekmez.
Toplumda sedefin bulaşıcı olduğu düşüncesi hastalar üzerinde gereksiz psikolojik yük oluşturabilir. Dermatolojik bilgilendirme bu nedenle tedavinin önemli bir parçasıdır. Çünkü bazen en ağır belirti plak değil, insanların cahil bakışıdır. Sert ama doğru.
Sedef hastalığı farklı klinik tiplerde görülebilir. Plak psoriasis en sık görülen formdur ve kırmızı, kalın, pullu plaklarla seyreder. Guttat psoriasis daha küçük damla şeklinde lezyonlarla görülebilir ve bazen enfeksiyonlar sonrası ortaya çıkabilir.
Püstüler psoriasis, eritrodermik psoriasis, invers psoriasis, saçlı deri sedefi, tırnak sedefi ve palmoplantar psoriasis gibi farklı formlar da bulunur. Tedavi planı hastalığın tipine, yaygınlığına, yerleşim yerine ve hastanın genel durumuna göre değişir. Sedef tek tip davranmıyor; dermatoloğa iş çıkarma konusunda oldukça yaratıcı.
Saçlı deri sedefi, kepeklenme, kalın pullanma, kızarıklık, kaşıntı ve bazen saç diplerinde kabuklanma ile kendini gösterebilir. Basit kepek veya seboreik dermatit ile karışabilir. Bu nedenle doğru tanı önemlidir.
Saçlı deri sedefinde özel şampuanlar, losyonlar, topikal tedaviler ve hastalığın şiddetine göre farklı dermatolojik yaklaşımlar kullanılabilir. Kalın kabuklanma varsa önce pullanmanın yumuşatılması gerekebilir. Saçlı deri, “biraz şampuan yeter” diye geçiştirilecek kadar basit bir alan değildir. Keşke olsaydı, raflar da daha az yalan söylerdi.
Tırnak sedefi, tırnaklarda çukurcuklanma, kalınlaşma, sararma, tırnak yatağından ayrılma, kırılma veya şekil bozukluğu ile görülebilir. Bazen tırnak mantarıyla karışabilir. Bu nedenle ayırıcı tanı önemlidir.
Tırnak sedefi olan hastalarda eklem tutulumu açısından da dikkatli olmak gerekir. Tedavi, tırnak tutulumunun şiddetine ve eşlik eden deri ya da eklem bulgularına göre planlanır. Tırnaklar yavaş uzadığı için tedavi yanıtı da zaman alır. Tırnak biyolojisi sabırsız insanlarla dalga geçmeyi seviyor gibi.
Sedef hastalığı bazı hastalarda eklemleri de etkileyebilir. Psoriatik artrit adı verilen bu durumda eklem ağrısı, sabah tutukluğu, parmaklarda şişlik, bel veya topuk ağrısı gibi bulgular görülebilir.
Eklem tutulumu erken fark edilmezse kalıcı eklem hasarı riski oluşabilir. Bu nedenle sedef hastalarında eklem şikâyetleri mutlaka sorgulanmalıdır. Deride sedef görülüp eklemler unutulursa işin yarısı kaçırılmış olur. Tıp bazen basit bir “eklemleriniz ağrıyor mu?” sorusuyla büyük sorunları yakalar. Ne büyük teknolojik mucize: soru sormak.
Sedef tedavisinde başarılı planlama için hastalığın tipi, yaygınlığı, plakların kalınlığı, tutulan bölgeler, kaşıntı, tırnak bulguları, saçlı deri tutulumu, eklem şikâyetleri, eşlik eden hastalıklar ve daha önce kullanılan tedaviler değerlendirilmelidir.
Dr. Armin Müştak Dermatoloji Kliniği’nde sedef hastalığı şikâyeti olan hastalarda deri bulguları, saçlı deri, tırnaklar ve eklem yakınmaları birlikte ele alınır. Tedavi planı hastalığın şiddetine ve hastanın ihtiyacına göre kişiye özel oluşturulur.
Sedef hastalığı tedavisinde topikal ilaçlar, nemlendiriciler, keratolitik ürünler, D vitamini analogları, kortikosteroidler, sistemik tedaviler, biyolojik ilaçlar ve uygun hastalarda ışık veya cihaz destekli yöntemler kullanılabilir. Tedavi seçimi hastalığın şiddetine ve yaygınlığına göre belirlenir.
Hafif sedefte topikal tedaviler yeterli olabilirken, yaygın veya dirençli hastalıkta sistemik tedaviler gerekebilir. Tırnak, saçlı deri, genital bölge veya eklem tutulumu tedavi kararını etkileyebilir. Yani sedefte tedavi, plak saymakla bitmez; hastanın bütün yükünü görmek gerekir.
Sedef hastalığında topikal tedaviler hafif ve sınırlı tutulumlarda önemli bir yer tutar. Kortikosteroidler, D vitamini analogları, keratolitik ürünler ve nemlendiriciler hastalığın yerleşim yerine ve şiddetine göre kullanılabilir.
Cilt bakımında amaç cildi tahriş etmeden pullanmayı azaltmak ve bariyeri desteklemektir. Sert kese, yoğun peeling, tahriş edici sabunlar veya kontrolsüz bitkisel ürünler sedefi kötüleştirebilir. Sedef plağını kazımak çözüm değil, cilde “daha fazla olay çıkar” davetiyesi göndermektir.
Orta ve şiddetli sedef hastalığında, yaygın tutulumda, yaşam kalitesinin belirgin etkilendiği durumlarda veya eklem tutulumu varsa sistemik tedaviler gündeme gelebilir. Metotreksat, siklosporin, asitretin, apremilast gibi ilaçlar veya uygun hastalarda biyolojik tedaviler değerlendirilebilir.
Biyolojik tedaviler bağışıklık sistemindeki belirli yolları hedefleyen modern tedavi seçenekleridir. Ancak bu ilaçlar herkes için uygun değildir. Tedavi öncesi enfeksiyon taramaları, kan testleri ve düzenli takip gerekir. Güçlü ilaç güçlü takip ister; tıp burada “al kullan, görüşürüz” rahatlığını sevmez.
Sedef hastalığında stres, enfeksiyonlar, bazı ilaçlar, deri travmaları, sigara, alkol, obezite, uyku bozukluğu ve yoğun cilt tahrişi alevlenmeleri tetikleyebilir. Her hastanın tetikleyicisi farklı olabilir.
Hastaların kendi tetikleyicilerini fark etmesi tedavi başarısını destekleyebilir. Özellikle boğaz enfeksiyonları sonrası guttat sedef gelişebileceği için enfeksiyon öyküsü önemlidir. Cilt bazen hayatın küçük aksaklıklarını büyütüp plak haline getiriyor. Dramatik ama dermatolojik.
Sedef hastalığı kronik bir hastalık olduğu için yalnızca ilaç değil, yaşam tarzı düzenlemeleri de önemlidir. Sağlıklı kilo kontrolü, sigaradan uzak durma, alkolün azaltılması, stres yönetimi, düzenli uyku ve cildi tahriş etmeyen bakım alışkanlıkları tedaviyi destekleyebilir.
Sedef hastalarında metabolik sendrom, obezite, diyabet, hipertansiyon ve kalp-damar riskleri açısından farkındalık da önemlidir. Sedef sadece deri yüzeyinde görülür ama bazen sistemik risklerle birlikte düşünülebilir. Deri burada yine “ben dış kapak değilim, sistemin parçasıyım” diye bağırıyor.
Sedef hastalığı kronik ve tekrarlayıcı bir hastalıktır. Tedaviyle lezyonlar belirgin şekilde azalabilir, hastalık kontrol altına alınabilir ve yaşam kalitesi artabilir. Ancak bazı hastalarda dönem dönem alevlenmeler görülebilir.
Bu nedenle sedef tedavisinde gerçekçi beklenti önemlidir. Amaç hastalığı kontrol etmek, alevlenmeleri azaltmak, kaşıntı ve pullanmayı azaltmaya yardımcı olmak ve hastanın yaşam kalitesini desteklemektir. “Bir kremle sonsuza kadar bitti” beklentisi burada da pazarlama masalıdır. Deri kronik hastalıklarda masal değil takip sever.
Sedef tedavisi sonrası cilt bakımına devam etmek, tetikleyicilerden kaçınmak ve önerilen kontrol aralıklarına uymak önemlidir. Tedaviler hastanın durumuna göre düzenli olarak yeniden değerlendirilmelidir.
Topikal ilaçların gereğinden uzun veya yanlış bölgelerde kullanılması yan etkilere yol açabilir. Sistemik tedavi alan hastalarda ise kan testleri ve takipler aksatılmamalıdır. Tedavi iyi gidiyor diye kontrolü bırakmak, araba çalışıyor diye direksiyonu bırakmaya benzer. Kısa süreli huzur, sonra kaos.
Dr. Armin Müştak Dermatoloji Kliniği, Ankara Çankaya’da, Turan Güneş Bulvarı bölgesinde sedef hastalığı tedavisi için dermatolojik değerlendirme yapmaktadır. Kızarıklık, pullanma, kaşıntı, saçlı deri sedefi, tırnak sedefi ve eklem tutulumu açısından hastalar kişiye özel olarak değerlendirilir.
Ankara’da sedef hastalığı tedavisi yaptırmak isteyen hastalar, hastalığın tipi, yaygınlığı, tetikleyicileri, tedavi seçenekleri ve takip planı açısından dermatoloji uzmanı tarafından değerlendirilebilir.